19 Haziran 2021 Cumartesi

yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyler

 gün içerisinde kafamın içerisinde deli deli bir sürü düşünce dolanıyor ve bunların bir önemi olduğuna inanıyorum. bu düşünceler bir şekilde bir yere aktarılmalı, belki de birilerine ulaşmalı.


sanırım çoğu sorunumu çözmek için hayatımla ne yapmak istediğime karar vermem gerekiyor. sürekli biten romantik ilişkiler, bir öncekinin aynısı olan günler derken durup ya ben ne yapacaktım aslında diye kendimi bir belirsizlikte buluyorum.


nereye gitmek istiyorsun, ne olmak istiyorsun, evinin duvarları hangi renk olsun (sarı)



12 Mayıs 2021 Çarşamba

ve ben dans ettim

dans etmeyi sevdiğimi kabullenmem belki de 23 yılımı aldı. mutfakta yemek yaparken, içerken, gezerken, aşıkken.. ben hep dans ediyormuşum oysa!

eski sevgilim benle ilgili en sevdiği detayın her şeye aşık olmam olduğunu söylemişti bir keresinde. her şeye aşkla bakıyormuşum, her şeyden büyüleniyormuşum. ayrılmamızın sebeplerinden birisi de bunu yitirmemdi sanırım, artık aşkımı da içimde yaşıyordum ki ben coşkulu biriydim, parmak uçlarımdan taşardı bu tür olaylar.

toparlanmaya çalışıyorum birkaç aydır. üst üste gelen kötü haberler, ayrılıklar, yitirmeler.. her şey kabuslarım için birer materyal haline geldi. evvelki gece kendimi saatlerce ağlarken gördüm rüyamda, neye ağladığımı hatırlamadan. belki de bazı anların gerçekleşmemesine üzülmüştüm. neyse. terler içinde kalktım, yorgun kalktım. sanki gerçekten ağlamıştım. aynı gecenin başka bir rüyasında da bu hayatta en sevdiğim kişiyi bana ağız dolusunca nefret haykırırken gördüm. ağlamadım. üzgünüm ve özlüyorum sadece. artık içimden bu konuya ağlamak gelmiyor. 

numarasını silmiştim. bir kağıda karaladım, eğer gerçekten ihtiyacım olursa ulaşabilecektim. ihtiyacım oldu. ona ihtiyacım vardı. artık gittiğini, buralarda olmadığını ve de olmayacağını söyledi bana. tüm hüznümü anlattım ve ben de gittim. niye uykumda bana gelmiyor? niye uykumda olsun beni bulmuyor? giderken de söylemiştim, arıyor arıyor ve bulamıyorum. yoksun.

birlikte dinlediğimiz şarkılara dans ediyorum şimdi.

bu da böyledir.


15 Mart 2021 Pazartesi

sığamamak

bu akşam duşta dans ettim. biraz tehlikeliydi, kırmızı ojeli ayak parmaklarıma her baktığımda önceden kayıp gittiğim anları, geçtiğimiz senelerde de çatlatmış olduğum serçe parmağımı düşündüm ama daha çok tame impala'nın let it happen şarkısını düşündüm. doğru mu anlamışım? ne fark eder?


boyum uzun değil ama tavana değebiliyorum duş alırken. avuç içlerimi tavana bastırmak istiyorum, ben buraya sığmıyorum. yani, ruhen sığmıyorum.


where is my mind dinledim bugün eren yollayınca. klibini daha önce izlemişim gibi geldi, bu anı daha önce yaşamışım gibi geldi, belki de yaşamıştım, belki de sadece matrix'imde bir glitch yaşanmıştı. hakkaten aklım nerde? fark eder mi? etmeli mi?


yaşamayı istemekte çok zorlanıyorum, çoğu zaman hiçbir şeyle hiçbir bağ hissedemiyorum ama bazen kollarıma sarılı, parmaklarımın ucundan güç alan dallar çıkıyor ve hepsi her yere tutunuyorlar. bazen çok kötüyüm bazen aynen böyleyim ve geriye kalan çok az bir sürede de bundan dolayı yorgunum. bir buçuk seneden sonra psikiyatrist randevusu aldım. her şeyi anlatacak kadar hatırlayacak mıyım? 


unutmak istedim unuttum, belki,,,


az önce iyiydim ama şuan yine düştüm. olur mu öyle? olabilir

16 Temmuz 2020 Perşembe

ama konuşmak hep zor

uyumadan önce kendime konuşuyorum uzun uzun. buraya yazdığımı, bu boşluğu saatlerce bir hırsla doldurduğumu düşünüyorum. merhaba merhaba merhaba. benim anlatacaklarım var diyorum.

uykuya dalıyorum. kalkınca buraya yazamıyorum. 

varlığımı sürekli kaygının ellerine bırakıp gidiyorum. arkasından ağlıyorum her şeyin. kurtulmak istediğimi söylüyorum. inanmıyorum bir şeylerin -şimdilik- iyi gelebileceğine. iç sesimi dinlemeye çok çaba harcadım. kendime özgün bir insan olmak istedim. en sonunda ne istediğimi anlayamaz oldum. garibime gidiyor. hiçbir şey bilmemek. istekten yoksun olmak. bir şeyi istemenin ucundan bile olsa panik yaratması, krizleşmesi, uzun uykuyla sönmesi. anlamıyorum. elimden bir şey gelmiyor. birilerine bunu anlattığımda elimden tutmalarını, bana sarılmalarını ve sihirli değnekleriyle her şeyi düzeltmelerini bekliyorum. o da olmuyor. 

başka şeyleri deneyelim. 

mezun oldum. mağusa'dan girne'ye, aile evine taşındım yine. dört senedir burada bana ait çok az eşya vardı, nasıl bir salaklıksa, tüm hayatımı mağusa'ya taşımışım. en gereksiz şeylere kadar. duvardan posterleri, fotoğrafları alıp kaldırmak zor olmuştu ilk. o odayı benim için bir dünya yapmışlardı. bu gece sonunda iki poster, bir fotoğraf, bir de "tofu guys don't eat meat" kağıdını astım yatağımın üstüne. suspiria ve persona koydum. bi de mırmır fotosu. yakıştı. dünyam. 

evde değişik yemekler yapmayı özlemişim. mağusa'da en sevdiğim şey mantar ve pilav pişirmekti. mantarları türlü türlü soslara bulayıp kızartmak, patlayıncaya kadar yemek. sonra kaynar bir çay ile akıtmak. oh zehracım. dört buçuk senedir veganım, halen daha babam arada dalga geçiyor. annem ise bazı şeyleri "et" alternatifi olarak kafasında belirlemeye devam ediyor.

çok daha az müzik dinlediğimi fark ettim. dört kişi yaşadığımız şu alanda sürekli iletişim halinde olunca kulaklık takmak aklıma pek gelmiyor. şimdi canım çekti, çantamdan kulaklığımı aldım. moderat dinliyorum. geçen gün sevgilim önerdi diye türk bi komedyenin podcast'ini dinledim. sanırım şu veganlara sallayan çocuktu. tam hatırlayamadım. ben alınmamıştım dediklerine galiba o kadar. podcast dinlemekten aşşırı da aşşırı hoşlaşmadığımı fark ettim. odaklanamıyorum o kadar. 

bahçe işinden parmaklarım aşındı biraz. yarın ağır işlerin -umuyorum- son günü. sonrası sulama işleri, sebze meyve toplama ile geçecek belki. bahçeden türlü türlü şeyler çıkıyor, annem hepsinin turşusunu kuruyor. bereket. ot sökerken arada kendiliğinden biten bir sürü semizotu buldum, kaç zamandır canım çekiyordu. ıspanağa benzetiyorum biraz tadını, onu geçen yedik mutlu oldum. belki yarın veya öbür gün güzel bir semizotu yemeği yaparım. 

uzun zamandır bu kadar geç vakte kadar ayakta kalmamıştım. bi de sevgilime tamam yea erken uyuyorum zaten dedim. sanırım kahveden böyle oldu, bu kadar da ayakta tutacağına inanmamıştım doğrusu. erken uyanmaya çalışıyorum. günü yiyince içim acıyor. aman sanki çok dolu yaşıyorum ya.

ama konuşmak hep zor.

13 Mart 2020 Cuma

Swim, Swim Some More,Then Drown in It

It's something we all have I think; to fear what is to come. No no, I don't mean the virus. Something that runs deeper, the future.

I never prepared for my undergraduate studies. I just went on with my A Levels, and UCAS applications. Then when the time to go to university came, I had nothing. Not having a back-up got me up the bum (sorry). It was basically this: I either got what I wanted or I didn't. The in-between wasn't acceptable. I was not supposed to go somewhere and be miserable over (which is exactly what happened to me in the past four years I have spent in Famagusta).

This year, I am to graduate from my bachelor's studies, from mechanical engineering. It's, once again, the time to decide on things, to apply for things, to act on things. Things, FUCKING things. I always hated institutionalised education, and never in my life had a day of work experience (does Team Ada count? No? Okay). Am I to go on to a masters degree? Work? Where and in what condition to work? If I seek a masters degree, is it going to be worth it? Am I to add on anything? Do I have a place in the academy afterwards? PhD? FUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUCK.

What?

Phil France has this instrumental piece, The Swimmer. Gets me wishing for summer. Never had a taste for it in the past, summer is for people who enjoy.. being. Everything is exhausting, and everything is demanding. The thought of swimming is funny. I got nausea the last few times I went because I got so hooked up on the movement of water around me. Swim, swim some more, then drown in it.

Hey

This is a shitty blog
It's my diary
Though it's not that personal
Nothing is really THAT personal

I am violent,
and this is where this shit writing ends
- till next swim

11 Mart 2020 Çarşamba

Justine, Favourite Bits

"A city becomes a world when one loves one of its inhabitants" writes Durrell, in the first book of the famous Alexandria Quartet, Justine.

We take a peek at this history ridden city and its characters. I wanted to write up some of my favourite bits from the book, to have them permanently lying here. It is upsetting, but the book is from my university's library and I am to return it back if I ever wish to graduate and leave.

"At this she put out her hand and placed it on mine while she laughed, wrinkling up her nose: laughing with such candour, so lightly and effortlessly, that there and then I decided to love her." p.55

"..what I lack of heart I make up in soul." 

"If this was love then it was a variety of the plant which I have never seen before." p.66

"It is hard to fight with one's heart's desire; whatever it wishes to get, it purchases at the cost of soul." p.87

"There was something exhausting and perverting about loving so well and yet loving so little." p.112

"I saw that pain itself was the only food of memory: for pleasure ends in itself - all they had bequeathed me was a fund of permanent health - life-giving detachment." p.160

and on a page, there was a short paragraph on the ends of Mediterranean.. mentioning Cyprus, Salamis.. i would like to keep that for myself.

Until next time
Zehra


15 Şubat 2020 Cumartesi

Smashed Your Head, Made It All Juice

Smashed your head, made it all juice in my dream last night. I didn't know your bones were this weak, and that you would be all a million pieces of bones and broth under car tires. I wanted to change them all up as soon as I ran over you.

I was walking home one winter evening, thinking of all the ways I could hurt you physically without getting the authorities involved. I craved of harming you, ejaculating in anger, satisfaction in agony. There is, after all, pleasure in dominance. I hated your bangs, your smile, the sound of you laughing passing through all my insides.

Anger that is not acted upon is worthy of applause. I managed it! I didn't actually smash any heads (would probably do it if getting caught wasn't an issue - jokes - or really).

Fuck you. Oh, I have dreamt of it, too.

I hated the way I was replaced, like my existence was made into some tasteless memory, as of a dream.

Fuck you. I wish your head was smashed and made into all juice.

image

Maybe I am a highly violent human. Just not towards non-human animals. I love animals. Go vegan.

Fuck off, you suck